DAĞLICA’LI KÖYLÜLERLE SÖYLEŞİ

Konu, helikopter sesleriyle birlikte Dağlıca hadisesine geliyor. 70 yaşındaki köylülerden biri “Madem gazeteci burada, o zaman üç-beş laf edeyim de, yazsın gasteye” diyor ve tespih tanelerini sayarak izah ediyor meramını. “Dağlıca’yı Türkiye’nin meselesi yaptılar ama olay onunla başlamadı, onunla da bitmeyecek” diyor. Ahali başını sallayarak onaylıyor. “Irak operasyonunu dünyada Beşar Esad’dan başka hiçbir devlet istemiyor. İstanbul’dakiler sokaklara dökülüp ‘beni de cepheye götürün’ diyor ama ölümleri sadece biz görüyoruz. Dünyada iki kanun vardır; biri Allah’ın kanunudur ki, kimse artık uygulamıyor. İkincisi de insanlığın kanunudur ki, herkes ona baş eğiyor. Allah’ın kanununa bakarsak Kürtler haksız. İnsanlığın kanununa bakarsak devlet haksız. Kürtler haksız çünkü Allah’ın kanuna göre bütün Müslümanlar kardeştir, hep beraber yaşayabilirler. Kürtler bu kanuna inanmalıİnsanlığın kanununa göre demokrasi vardır. Kimse kimseden üstün değildir. Ama devlet bu kanunu ihlal ediyor. Varlığının yarısını bu savaş uğruna harcıyor. Halkı açlıktan perişan ediyor. Atalarımız dünyada yedi devlet vardır, derdi. Şimdi olmuş 180 devlet. Bir milyon nüfuslu halklar bile ülkelerinin yönetimi tarafından yok sayılmaz olmuş. Türkiye bu nüfusun kültürünü, dilini serbest bıraksa ne kaybeder? Ben yetmiş yaşındayım ve Allah’a şükürler olsun ki aklım yerinde. Kürtler’in devlet kurmak, ayrılmak istemediklerini biliyorum!”

“Talabani mercimek gibidir!”

Başka biri lafı Barzani ve Talabani’ye getiriyor. “Talabani mercimek gibidir. Ne önü var ne arkası. Yoksa bu sorunu çözebilir” diyor. Beriki, “İyi ama korkuyor” deyince, “Birader, niye korksun! O da Abdullah Gül gibi değil mi” yanıtını alıyor! Biri de bize çatıyor: “Kameranızı alıp İstanbul’a dönün. Asıl haberler orada! Buraya gelip yalanlar uyduruyorsunuz. Sonra da oradaki halk ayağa kalkıyor. Türkiye’de kimse savaş istemiyor ama gazeteciler çok istiyor!”

Babası “kedi” lakaplı “78 kuşağından solcu” köylü lafı alıyor bu sefer: “Talabani mercimek gibidir diyorsun ama kedileri sağlama aldı! ‘Kürt kedisini bile vermem’ dedi!” Gençlerden biri ise Barzani’yi tekin bulmadığını, her an “Kürtler’i satabileceğini” söyleyince bir başkası şaka yollu, “Hele kalkın çıkarın şu toy çocuğu meclisten” diyor ve kahkahayı basıyor.
Dağlıca mıntıkasındaki Karlı Köyü de Doski Aşireti’nden. Doski Aşireti’nin bir yarısı Kuzey Irak’ın Dohuk kentinde, diğer yarısı Dağlıca’da kalmış evvel zaman içinde. Sohbet sırasında Irak İstihbarat Sorumlusu General Faysal Doski’nin Türkiye’ye gelen Irak heyeti içinde adı geçince kendi aşiretlerinden olduğu anlaşılıyor. Fakat köylüler kestiremiyor bir türlü hangi aileden olduğunuHararetli tartışma geceyarısına doğru yerini bedbinliğe bırakıyor. Ertesi gün sorularımızı yanıtlama sözü veren Sadi Canan, “Yarın ne anlatacağım ki! Her zamanki gibi savaş var ve tek korkumuz Dağlıca’daki ateşin aşağılara inmesi” deyip evinin yolunu tutuyor

Aktuel Dergisinden bir parağraf



Write a comment


You need tologin.

    
Harun Aydın is based on WordPress platform, RSS tech , RSS comments design by Gx3.