Değerli kamu çalışanları aşağıdaki önerilere canı gönülden katılacağınızı
şimdiden tahmin edebiliyorum.
Kamuda çalışma barışını bozabilmek adına bazı önerilerim var.
Eğer başka önerileriniz de varsa bizlere göndermenizi istiyoruz.
İşte sizlere birkaç yol:
1-) Bütün kamu kuruluşlarını özelleştirme kapsamına alacaksın.
“Kâr etsin, zarar etsin fark etmez.”
2-) Kurumlar arası personel ücretlerini öyle bir ayarlayacaksın ki aradaki fark 1,e 20 yi bulacak. Şoförü müdüründen, alt kademe de çalışanı, amirinin bir, iki katı maaş alacak.
Aynı işyerinde çalışanların yarısına asgari ücret, diğer yarısına birkaç kat Ücret vereceksin. Zorla yaptırdığın mesai ücretiyle bir bardak çay dahi içemeyecek. Yarısı S.S.K’lı diğer yarısı ise Emekli sandığına bağlı olarak çalışacak.
3-) Masa başında çalışanlar işçi olacak, 40-50 derece sıcakta
geceli gündüzlü, bedenen çalışanlarda memur statüsünde çalışacak.
4-) İşi ağır olan işyerlerinin çalışanlarını işi hafif olan yerlere nakillerini yapıp üç kişinin yapması gereken işi bir kişiye yaptıracaksın.
5-) İşyerlerindeki memurların hepsini Büro şefi, Uzman, Müdür yapacaksın.
6-) Bir kurumun çalışanlarını delirtmek amacıyla, Özelleştirme sonucu açıkta kalan ve 4000 YTL maaş alan bir çalışanı, 670 YTL maaşa talim eden memurların bulunduğu diğer bir kuruluşa atamasını yapacaksın.
7-) Lojmanlarda oturmayı belli kriterlere bağlayacaksın ama bunu hiçbir zaman uygulamayacaksın. Bir defa oturan 10 yıl, 15 yıl hatta emekli olana kada çıkarmayacaksın. Lojmana oturamayanlara da zırnık koklatmayacaksın.
Çalışanların sağlık hizmetlerini paralı hale getirmeye gayret sarfedeceksin.
9-) Yeniden yapılandırma adına yeni, yeni daireler, birimler kuracaksın.
Ne dersiniz, çok basit değilmi? Velhasıl, istedikten sonra yapılacak şey çok.
Yeter ki yılmadan, pes etmeden yolumuza devam edelim.
Harun Aydın
ATILAN KİMLİK FOTOKOPİLERİ BAŞINIZA DERT AÇABİLİR
Mardin Barosu Başkanı Avukat Mahmut Güven, yırtılmadan çöplere atılan kimlik fotokopileri ve resmi belgelerin, vatandaşlar için tehlike teşkil ettiğini söyledi.
Son günlerde sahte kimlik fotokopiler üzerinden yapılan sahtekarlıklara dikkat çeken Mardin Barosu Başkanı Avukat Mahmut Güven, “Noter onaylı kimlik, ehliyet, ruhsat gibi resmi belgelerin fotokopilerinin yırtılmadan çöpe atılması, vatandaşlar için büyük tehlike oluşturuyor. Continua »
Lordlar Kamarası’nda Gülen konferansı!
İngiliz Parlamentosu, Fethullah Gülen konferansına ev sahipliği yapacak. Dünyanın en önemli ekonomi okulu London Scholl of Economics de aynı konferans için salonlarını ayırdı…
İngiltere 25-27 Ekim tarihlerinde ilginç bir konferansa ev sahipliği yapacak. Fethullah Gülen’in İslam yorumunu ve bunun dünyaya katkılarını tartışacak 45 bilim adamı Londra’nın en saygın binalarında bir araya gelecek. Zira İngiltere Parlamentosu, Londra Üniversitesi ve ünlü London School of Economics-LSE (Londra Ekonomi Okulu) kapılarını “Değişen İslam Dünyası ve Gülen Hareketinin Katkıları” isimli konferansa açacak. Bu kurumlarda yapılacak konuşmaları ise Birmingham, Londra ve Leeds Metropolitan üniversiteleri ile birlikte Orta Doğu Enstitüsü, Londra Ortadoğu Enstitüsü ve Dialog Society (Diyalog Derneği) organize ediyor. Konferansı için açılan “GulenConference.org.uk” sitesinde konferansla ilgili detaylı bilgi veriliyor. Burada konferansın konusu “Tüm dünyadaki Müslümanları etkileyen dini bir entelektüel ve barış girişimcisi olarak Fettullah Gülen’in etkisini anlamak” olarak açıklanıyor. Continua »
UCUZ TLF. GÖRÜŞMESİ NASIL YAPILIR
Sabit telefon aboneleri, yapacakları her şehirlerarası, milletlerarası ve mobil telefon araması öncesinde, alternatif telekom operatörünü seçebilecek.
Millenicom Genel Müdürü Tuğrul Cora, ”1045-Arama Bazında Operatör Seçimi” hizmetinden yararlanmak için sözleşme ya da başvuru gerekmediğini, abonelerin doğrudan kullanabileceği bir hizmet olduğunu belirterek, ”Bugün itibariyle ev ve iş telefonundan hemen aramaya başlayıp, 1045′le çıkış yapabiliyorsunuz” dedi.
Millenicom’un, arama bazında operatör seçimine olanak sağlayan yeni sisteminin hizmete açılmasıyla ilgili olarak bilgi veren Cora, Almanya merkezli Millenicom olarak, Türkiye’de 2004 yılında, Türkiye telekomünikasyon pazarının rekabete açılmasıyla beraber kurulduklarını ve şu ana kadar arama kartı, arama merkezleri, kurumsal ve bireysel abonelik alanlarında hizmet verdiklerini belirtti.
Geçen sene Türkiye’de 35 milyon dolar ciro yaptıklarını ve bu sene 40 milyon doları aşmayı hedeflediklerini söyleyen Cora, Türkiye pazarındaki faaliyetlerinde yurt dışı deneyimlerinin büyük katkı sağladığını, şimdi de sabit telefon kullanıcılarına ”1045 - arama bazında operatör seçimi” (Call by call) hizmeti sunmaya başladıklarını dile getirdi.
-HER OPERATÖRÜN KODU OLACAK-
Cora, ilk olarak Millenicom tarafından başlatılan ve daha sonra diğer operatörlerin de dahil olmasını beklediği bu hizmet ile alternatif operatörlerin her birinin bir kodu olacağını ve müşterilerin yapacakları her arama için fiyat seçenekleri arasında değerlendirme yaparak istediği operatörü seçebileceğini aktardı.
Bu hizmetten yararlanabilmek için herhangi bir sözleşme, başvuru veya abonelik gerekmediğini kaydeden Cora, ”Sözleşme yok, başvuru yok, doğrudan hemen kullanmaya başlayabileceğiniz bir hizmet. Bugün itibariyle ev ve iş telefonundan hemen aramaya başlayıp, 1045′le çıkış yapabiliyorsunuz. Yarın başka operatörler de gelecek, başka numaralar da gelecek. Doğrudan bu arama kodunu çevirerek istediğiniz operatörü seçeceksiniz ve o çağrınızı seçtiğiniz operatörle yapacaksınız” diye konuştu.
Cora, bu hizmeti ilk sunan operatör olarak, rekabet avantajı elde etmeyi ve arama bazında operatör seçimi işinin bir numarası olmayı beklediklerini ifade ederek, bugün itibariyle bütün Türk Telekom abonelerini müşteri olarak kullanabileceklerini söyledi.
Kısa zamanda çok sayıda kullanıcıya ulaşmayı umduklarını kaydeden Cora, ”Yıl sonuna kadar yüz binlerce abonenin bizi kullanacağını öngörüyoruz. Bugün itibariyle alternatif telekomda en fazla abone sayısına ulaşan firmalar, 10-20 bine ulaşmıştır. Ancak bu servisin doğası gereği, biz bir anda bunları fersah fersah geçeceğiz” dedi.
-”ŞU ANDA YAZLIK VE HESAPLI HAT MÜŞTERİLERİ YARARLANAMIYOR”-
Tuğrul Cora, bu hizmetten yararlanmak için herhangi bir işlem gerekmediğini ve Türk Telekom abonelerinin, sadece sabit telefonlarından arayacakları şehirlerarası, milletlerarası ve mobil telefon numaralarından önce 1045′i tuşlayarak Millenicom tarifeleriyle konuşma yapabileceklerini vurguladı.
Cora’nın verdiği bilgiye göre, şu anda bu hizmetten Türk Telekom’un Standart Hat, Konuşkan Hat ve Şirket Hat müşterileri yararlanabilirken, Yazlık ve Hesaplı Hat aboneleri faydalanamıyor.
Bu hatların abonelerinin, 1045 hizmetinden yararlanmak için Türk Telekom’un çağrı hattını arayarak tarife paketlerini değiştirmesi gerekiyor.
Toplam 20 milyona yakın Türk Telekom abonesinin yaklaşık yarısını sabit ücretlerin daha düşük, dakika ücretlerinin daha yüksek olduğu Yazlık ve Hesaplı Hat müşterilerinin oluşturduğuna dikkat çeken Cora, ”Türk Telekom, çağrı bazında operatör seçimi hizmetini, Standart, Konuşkan ve Şirket hatlarında açıyor, Hesaplı ve Yazlık hatlarda ise açmıyor. Dünyada böyle bir uygulama yok. Telekomünikasyon kurumu nezdinde girişimlerde bulunarak bunu düzelttirmeye çalışıyoruz. Bu sınırlamayı da kaldıracağımıza inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
-”ŞEHİRLERARASI VE AVRUPA’YI ARAMAK 7 YKr”-
Cora, şu anda alternatif operatörlerin şehir içine yönelik hiçbir hizmet sunamadıklarını, bu nedenle 1045 hizmetinin de sadece şehirlerarası, milletlerarası ve mobil aramalarda kullanılabildiğini belirterek, şehir içi görüşmelerin de alternatif operatörlere açılması konusunda Telekomünikasyon Kurumu’nun bir düzenleme yaptığını ve bu düzenlemenin kanunlaşmasını beklediklerini dile getirdi.
Millenicom’un fiyat tarifeleri hakkında da bilgi veren Tuğrul Cora, şehirlerarası, AB ülkeleri, Amerika, Avusturalya, Rusya gibi ülkelerle görüşme ücretinin, Türk Telekom’un Standart Hattındaki şehiriçi arama ücreti olan KDV dahil, ÖİV hariç 7 YKr olduğunu kaydetti.
1045 hizmetinde aylık sabit ücret, bağlantı ücreti veya başka bir gizli maliyet bulunmadığını söyleyen Cora, Irak, İran, Suriye, Gürcistan gibi sınır ticareti yapılan ve ciddi bir görüşme trafiği bulunan ülkelerde de Türk Telekom tarifelerine göre yüzde 90′lara varan indirimler sunduklarını ifade etti.
Ayrıca, alternatif telekom operatörlerinden yapılan görüşmeler için ayrı faturalar gelmeyeceğini, bu görüşmelerin de Türk Telekom faturalarına dahil edileceğini belirten Cora, ”Türk Telekom’un ödeme noktaları nerelerse oralara aynı şekilde ödeme yapmaya devam ediyorsunuz. Abone için yeni bir sözleşme yapmaya gerek kalmadığı gibi alışkanlığını değiştirmesine de gerek yok. Otomatik ödeme talimatınız varsa, aynı talimatla 1045 ödemelerinizin bedelini de ödeyebiliyorsunuz. Ayrıntılı fatura alıyorsanız, 1045 görüşmelerinizin de ayrıntılarını göreceksiniz” dedi.
Şu anda Türkiye’de ev ve iş telefonundan Türk Telekom dışında bir operatörle nasıl görüşme yapacağını bilenlerin oranının yüzde 1′i geçmeyeceğini söyleyen Cora, ”1045′le beraber biz inanıyoruz ki bu oran birkaç ay içinde yüzde 20-30′lara çıkacak. Muazzam bir değişim bu. Alternatif telekom hizmetleri içinde geniş halk kitlelerinin bileceği ve kullanacağı bir ürün olacak. Açıkçası 3 senedir geniş kitlelere ulaşma açısından elimizde doğru ürün ve hizmet yoktu” diye konuştu.
Aktif Haber
HASTAHANELERDE HASTADAN İSTENEN İLAÇ VE SARF MALZEMESİNE SON
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun, 15 Ekim’den itibaren yatarak tedavi olan hastalara ilaç ve sarf malzemesi temin ettirilmesi uygulamasına son vermesine üniversite hastanelerinden itirazlar yükseliyor.
Devlet hastaneleri uygulamaya hazır olduklarını bildirirken bazı üniversite hastaneleri ise ihale yasasından kaynaklanan zorluklar ve sağlık hizmeti karşılığı doğan alacaklarının zamanında ödenmemesinden ötürü sıkıntı yaşanacağını belirterek, uygulamanın ertelenmesini istiyorlar.
140 GÜN ÖNCE İLAN ETTİK: Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Genel Sağlık Sigortası (GSS) Genel Müdürü Dr. Sami Türkoğlu, tebliğin 15 Ekim’de yürürlüğe gireceğini tam 140 gün önce 25 Mayıs’ta ilan ettiklerini anımsattı. Türkoğlu, Gazi Tıp Fakültesi Hastanesi dışında, hiçbir üniversite hastanesinden bugüne kadar kendilerine itiraz veya öneri gelmediğini belirtti.
TAAHHÜTLER TUTULMALI: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Akal, ürettikleri sağlık hizmetinin bedelini, başta SGK ve devlet hastaneleri olmak üzere geri dönüş kurumlarından zamanında alamadıklarını, bu yüzden finans sıkıntısı içinde bulunduklarını bildirdi. Bu nedenle, kendilerinin de firmalara borçlarını zamanında ödeyemediklerini anlatan Akal, şunları söyledi: “Tebliğe göre, ilaç ve malzeme tutarlarının 15 gün içinde üniversitelere ve diğer hizmet üretenlere geri ödeneceği belirtiliyor. Bu 15 günlük sürede ödeme taahhüdüne titizlikle uyulur ve aksatılmazsa sorun yok. Ancak, aksatılırsa zincir bu noktadan kopar ve sistem işlemez hale gelir. Protokole imza atan tarafların taahhütlerine titizlikle uymaları ve özellikle ödemeleri geciktirmemeleri gerekiyor.”
GERİ ÖDEME SAĞLIKLI İŞLEMELİ: Hacettepe Üniversitesi Hastaneler Genel Direktörü Prof. Dr. Uğur Erdener ile Gazi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mustafa Şare ise, “Öncelikle geri ödeme sistemi sağlıklı işler hale getirilmeli ve bu tebliğini uygulamasına ondan sonra geçilmeli. Aksi takdirde sıkıntılar kaçınılmaz olur” dedi.
DAĞLICA’LI KÖYLÜLERLE SÖYLEŞİ
Konu, helikopter sesleriyle birlikte Dağlıca hadisesine geliyor. 70 yaşındaki köylülerden biri “Madem gazeteci burada, o zaman üç-beş laf edeyim de, yazsın gasteye” diyor ve tespih tanelerini sayarak izah ediyor meramını. “Dağlıca’yı Türkiye’nin meselesi yaptılar ama olay onunla başlamadı, onunla da bitmeyecek” diyor. Ahali başını sallayarak onaylıyor. “Irak operasyonunu dünyada Beşar Esad’dan başka hiçbir devlet istemiyor. İstanbul’dakiler sokaklara dökülüp ‘beni de cepheye götürün’ diyor ama ölümleri sadece biz görüyoruz. Dünyada iki kanun vardır; biri Allah’ın kanunudur ki, kimse artık uygulamıyor. İkincisi de insanlığın kanunudur ki, herkes ona baş eğiyor. Allah’ın kanununa bakarsak Kürtler haksız. İnsanlığın kanununa bakarsak devlet haksız. Kürtler haksız çünkü Allah’ın kanuna göre bütün Müslümanlar kardeştir, hep beraber yaşayabilirler. Kürtler bu kanuna inanmalıİnsanlığın kanununa göre demokrasi vardır. Kimse kimseden üstün değildir. Ama devlet bu kanunu ihlal ediyor. Varlığının yarısını bu savaş uğruna harcıyor. Halkı açlıktan perişan ediyor. Atalarımız dünyada yedi devlet vardır, derdi. Şimdi olmuş 180 devlet. Bir milyon nüfuslu halklar bile ülkelerinin yönetimi tarafından yok sayılmaz olmuş. Türkiye bu nüfusun kültürünü, dilini serbest bıraksa ne kaybeder? Ben yetmiş yaşındayım ve Allah’a şükürler olsun ki aklım yerinde. Kürtler’in devlet kurmak, ayrılmak istemediklerini biliyorum!”
“Talabani mercimek gibidir!”
Başka biri lafı Barzani ve Talabani’ye getiriyor. “Talabani mercimek gibidir. Ne önü var ne arkası. Yoksa bu sorunu çözebilir” diyor. Beriki, “İyi ama korkuyor” deyince, “Birader, niye korksun! O da Abdullah Gül gibi değil mi” yanıtını alıyor! Biri de bize çatıyor: “Kameranızı alıp İstanbul’a dönün. Asıl haberler orada! Buraya gelip yalanlar uyduruyorsunuz. Sonra da oradaki halk ayağa kalkıyor. Türkiye’de kimse savaş istemiyor ama gazeteciler çok istiyor!”
Babası “kedi” lakaplı “78 kuşağından solcu” köylü lafı alıyor bu sefer: “Talabani mercimek gibidir diyorsun ama kedileri sağlama aldı! ‘Kürt kedisini bile vermem’ dedi!” Gençlerden biri ise Barzani’yi tekin bulmadığını, her an “Kürtler’i satabileceğini” söyleyince bir başkası şaka yollu, “Hele kalkın çıkarın şu toy çocuğu meclisten” diyor ve kahkahayı basıyor.
Dağlıca mıntıkasındaki Karlı Köyü de Doski Aşireti’nden. Doski Aşireti’nin bir yarısı Kuzey Irak’ın Dohuk kentinde, diğer yarısı Dağlıca’da kalmış evvel zaman içinde. Sohbet sırasında Irak İstihbarat Sorumlusu General Faysal Doski’nin Türkiye’ye gelen Irak heyeti içinde adı geçince kendi aşiretlerinden olduğu anlaşılıyor. Fakat köylüler kestiremiyor bir türlü hangi aileden olduğunuHararetli tartışma geceyarısına doğru yerini bedbinliğe bırakıyor. Ertesi gün sorularımızı yanıtlama sözü veren Sadi Canan, “Yarın ne anlatacağım ki! Her zamanki gibi savaş var ve tek korkumuz Dağlıca’daki ateşin aşağılara inmesi” deyip evinin yolunu tutuyor
Aktuel Dergisinden bir parağraf
SİVİL PAŞA
[Düzenle | Sil]
SİVİL PAŞA
Ne oldu yahu?
Hani Malezya filan oluyorduk
Bitti mi o işler?
Bir ülkede gündem bu kadar mı oynak olur.
Şeriat meriat bitti.
Terör örgütünün verdiği gazla yine bayraklar çekildi
Allah Allah deyip Kuzey Irak’a yüründü
Sonra?
Sonra o da olmadı
Arkasından
Önce aniden emekli paşalar günah çıkarmaya başladılar
“Kürtlere yanlış yaptık
Kart kurt ettik” dediler
Sonra paşaların paşası Evren paşa da “ayıp ettik” deyince
Durur mu benim sivil paşam
O da hemen atladı
Kafasına taş düşmüş gibi akıllandı aniden,
Aklı başında insanların 25 senedir söylediğini söylemeye başladı
Sivil çözüm arayışından söz etmeye başladı
“Kuzey Iraklı gençleri bizim üniversitelerde eğitelim.
Türk TV yayınlarını tüm bölgeye ulaştıralım.
BBC gibi kendi politikamızı anlatacak yayıncılık geliştirelim.
Dicle suyunu Irak’a da verelim.
Ilısu Barajı’nı bir an önce bitirelim.
Habur’un yanına Ovaköy sınır kapısını da açalım”.
Valla bravo, nerende sakladın bu akılları sen 25 senedir?
Oysa daha iki hafta önce hükümeti pasiflikle suçluyordu
Bıraksan Kerkük’ten girip Bağdat’tan çıkacaktı
Ne oldu şimdi de akıllandı Baykal Paşam.
Ben söyleyeyim size,
Derin devlet uyardı
Onlar da anladı bu faşist söylemle seçim falan kazanılamayacağını
Oraya buraya pimi çekilmeden bombalar atıldı,
Danıştay tarandı
Her türlü kışkırtma yapıldı
Darbe tezgâhlanmak istendi
Olmadı,
Hukuk garabeti yapılıp meclis kitlendi
Olmadı
Seçime gidildi
Rezil olundu
Cumhurbaşkanlığı dendi
Onu da halk eline geçirdi
Ee, salaklığın da bir sonu var tabi…
CHP ve onda simgeleşen darbeci askeri-sivil bürokrasi tarihin çöp tenekesine gitmekte olduğunu anladı
Kontrol tamamen sivillerin eline geçmeden yeni bir söylem geliştirmek lazımdı
Üretildi
Yerseniz
Bakalım nereye kadar sivilleşecek benim sivil paşam
Göreceğiz…
ENSONHABER.com/FikirciBey
AK PARTİNİN KARNESİ
* Enflasyon tek haneye düşürüldü. 5 yıldır üst üste ekonomi büyüdü.TL’den 6 sıfır
atıldı.Milli gelirin ise 5000 doların üzerine çıkmasına rağmen vatandaşın bu
oranda hissetmesi sağlanamadı.
* Ekonomiyi istikrara kavuşturdu. ama gelir dağılımındaki adaletsizliği,
işsizliği düzeltemedi.
* Askerlerle, Yargı’yla gereksiz bazı polomiklere girildi. “Haklı olması bu durumu
değştirmez”
* Yılardır bekleyen yeni “Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı ve Kamu Personel
rejimi”ni çıkartamadı. Buna bağlı olarak kamudaki adeletsizlikler, artık tahammülü
zorlayan boyutlara ulaşmıştı. Bu vahim durumu, AK Parti yetkilileri de her fırsatta dile
getirmektedirler.
* Çalışanların 2000 li yıllardaki iki büyük krizdeki kayıplarını, sendikaların da
basiretsizliği yüzünden görmezden gelindi.
* ihracatı üç kat artırmayı başardı ama ithalatı durduramadı.
* Devleti soyan ilaç firmalarına karşı büyük mücadele başlattı yüksek fiyattan ilaç satan
şirketlerin ilaçlarını ödeme kapsamından çıkarark bu firmaların fiyatları aşağı çekmesi
sağlandı
* S.S.K Çalışanlarını ilaç kuyruklarından kurtardı.
* Hastaneleri tek bakanlığa bağlayarak ayrımcılığı ortadan kaldırdı
* Hastahanelerde öğleden sonra da muayenelerin devamını sağlayarak yığılmaları önledi.
* Çalışanları özel sağlık kuruluşlarından faydalandırarak, artık görev yapamaz hale
gelen ssk ve devlet hastanelerini bir nebze rahatlattı.
* Çalışanların bakmakla yükümlü olduğu kişiler için, iş yerlerinden aldıkları sevk
modellerini kaldırarak, sadece sağlık karneleriyle muayeneleri sağlanarak, bu
modelleri, hem vereni hem de alanı ve de çalışanı sıkıntıya sokan bir durum
ortadan kaldırılmıştır.
* Önceki hükümetler tarafından 18 yaşını geçen çocukların sağlık güvencesi
kapsamından çıkartılmasını iptal ederek, yeni düzenleme yaptı.
* Yıllardır hastaları sıkınıya sokan ve usulsüzlüklere neden olan hastahanelerde yatan
hastalara aldırılan ameliyat ve diğer tıbbı malzemelerin hastaya aldırılmasına son
verilmiştir
* Yıllardır gelmediğinden yakındığımız yabancı sermaye 20 milyar dolara ulaşmış,
özelleştirmelerde büyük mesafe katedilmiş. Ama bu kezde “vatan elden gidiyor”
feryatları başlattık.
* Toplu konut yapımına hız vererek kiraların ve emlak fiyatlarındaki acımasız
artışı bir nebzede olsa frenledi, ama yeterli sayıya ulaşılamadı.
Devam edecek.
Harun Aydın
Siyasilerin zaman zaman tartışma konusu yaptığı yabancılara mülk satışına ilişkin rakamların kıyaslanması, “satılan mülkten çok daha fazlasını yurt dışında aldığımızı” ortaya koydu.Türkiye’de yabancılar 35 milyon metrekare taşınmaz satın alırken, Avrupa’da yaşayan Türklerin satın aldığı taşınmazlar 48 milyon metrekareyi geçiyor.
ALMANLAR BAŞI ÇEKİYOR: Tapu Kadastro Bütçesi görüşmeleri sırasında TBMM’de verilen rakamlara göre, Türkiye’de mülk alanlar genellikle Alman, İngiliz, Yunan, İrlandalı, Danimarkalı, Hollandalı, Avusturyalı, Norveç, Belçika ve Amerikalı uyruklu yabancılardan oluşuyor. En çok taşınmaz edinilen iller ise Antalya, Muğla, İstanbul, Aydın, Bursa, İzmir, Ankara, Mersin, Balıkesir ve Hatay olarak belirlendi. Continua »
Sosyal güvenlik kurumlarında, uzun kuyrukların oluşmasına sebep olan ‘kırtasiyecilik’ işlemlerini tek tek sona erdireceklerini açıklayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, ilk olarak Ocak ayından itibaren sağlık karnesi uygulamasına son verileceğini kaydetti.
Sağlık karnesi uygulamasına son verilecek olması sebebiyle şu anda karne yenilemesi de yapılmıyor. Sağlık karnesi bitenler ya da yeni karne çıkaracak olanların kimliklerinde TC Kimlik Numarası yazıyorsa, karne edinme zorunluluğu kaldırılacak. Hastanelere sadece kimlik ile başvuru yapılabilecek. Bu uygulama 2008 yılı sonuna kadar devam edecek. 2009’dan itibaren de herkese bir manyetik kart verilecek ve bütün işlemler bu kart üzerinden yapılacak.